Nd:YAG Lazer Synchro Repla:YNd-YAG Lazer (Synchro REPLA:Y)

Hekim; Lazer Epilasyon, Vasküler Tedaviler, Non-Ablatif Cilt Gençleştirme, Batık Kıl Tedavisi, Akne Tedavisi, Pigmentli Lezyonlar dahil olmak üzere mükemmel sonuçları ile tüm hastaların dermatolojik ve kozmetik ihtiyaçlarını karşılayabilir.

1064nm dalga boylarında ışın üretirler.

Lazer Epilasyon
1064nm dalga boylarında ışın üretirler. Lazer epilasyon da kullanılan dalga boyları arasında melanin tarafından en az tutulan ışın olduğundan cilt yanığı gibi komplikasyonlar görülmez. Yüksek etkinlik sağlamak için yüksek dozlarda çalışılması gerekir. Koyu tenli kişilerde yanık riski diğer cihazlara göre daha düşüktür.
Lazer ışınlarının daha derine ulaşması sebebiyle uygulama ağrılı olabilir. Teknolojisi yeni olan Nd:YAG lazer cihazlarında etkili soğutma sistemleri ile duyulan ağrı minimuma indirilmiştir.
Koyu renk, hispanik ve ak deniz cilt yapısına sahip bireylerde lazer epilasyon amacıyla kullanılması uygundur. Açık renk ciltlerde, koyu renk kıllarda kullanılabilmesinin yanında, cilt yapısı koyu, kıl rengi açık, bireyler için uygun bir seçenektir. Bilindiği üzere Lazer ışınlarının çeşitli dokulardaki emilim eğrilerine bakıldığında Nd:YAG lazerin melanin emiliminin epilasyonda kullanılan diğer lazerlere göre daha düşük olduğu görülür. Ancak epilasyon işleminde asıl yok edilmek istenen, kıl kökündeki doğurucu hücrelerdir. Öyleyse lazer ışınının ilk olarak buraya inebilmesi gerekmektedir. Daha yüzeyde olan yüksek melanin emilimi amaca hizmet etmez, sadece deride yanık ve pigmentasyon değişikliklerine neden olur. Melanin emilimi en yüksek dalga boyuna sahip Ruby lazerlerin artık kullanılmama nedeni de budur. Nd:YAG lazer melanin hücrelerinin en yoğun bulunduğu epidermo-dermal birleşme hattını aştıktan sonra etkisini alt bölgelerde gösterir. Çıkış gücü yüksek bir Nd:YAG lazerle bu seviyenin altındaki kıl köküne yeterince yüksek güçle ulaşıldığında hem istenmeyen tüy yok edilecek hem de deriye verilen zarar minimuma inecektir. Nd:YAG lazerlerin melanin emilimindeki düşüklük, diğer lazerlere göre daha yüksek enerji aktarımı ile rahatça kompanse edilebilir.

Vasküler Lezyonlar
1064 nm dalga boyuna sahip olan Nd:YAG lazer kaynağı en uygun seçenektir. Bu kaynaktan gönderilen lazer ışınları hemoglobin pigmenti tarafından büyük ölçüde emilir ve aynı zamanda 1064 nm dalga boyu derinin alt katmanlarına nüfuz ederek derin damar tedavilerinin yapılmasını mümkün kılar.
Kan damarlarının tedavisinde hedeflenen kromofor hemoglobindir. Hemoglobin pigmenti tarafından emilen ışınlar ısıya dönüşür ve bu durum kanın pıhtılaşmasına bununla birlikte damar duvarının da daralmasına neden olur. Pıhtılaşan kan ve boş damarlar tedavi sonrasında doğal bir şekilde vücuttan dışarı atılacaktır. Bu tür tedavilerde melanin pigmentinin emme oranı daha düşük olduğu için deride hipo ve hiper pigmentasyon riski azaltılarak damarların daha güvenli bir şekilde ısıtılması sağlanır. Lazer enerjisinin termal rahatlama süresinden daha kısa bir zamanda kan damarlarına iletilmesi gerekir. Bu şekilde çevre dokular termal zarar görmeden hedef dokunun en üst seviyede ısıtılması sağlanır (Selektif Foto-Termoliz/ışık ısısıyla seçici tahrip). Lazer ışınlarının gönderim süresini en üst düzeye çıkarmak için lazer sisteminin güç çıkışının yeterli düzeyde olması ve bu süre içersinde damar pıhtılaşmasını sağlayacak ölçüde enerji yoğunluğunu iletmesi gerekmektedir (Enerji=Güç x Süre). Lazer enerjisinin gönderim süresi damarların termal rahatlama süresinden çok daha kısa olduğu taktirde kan damarlarının sadece üst kısmında yer alan kan pıhtılaşır. Bu kısmi pıhtılaşma damarın daha derin noktaları için bir kalkan görevi görür ve rekanalizasyon oluşabilir. Cilt soğutma üst derinin aşırı ısınmasını önlemek ve bunun ardından oluşabilecek yan etkileri engellemek için çok önemlidir. Cilt soğutulduğu ve atış süresi uzatıldığı takdirde lazer enerjisinin üst deri tarafından emilimi de en aza indirgenecektir.

İyi Huylu Pigmentli Lezyonlar
Lazer tedavileri iyi huylu pigmentli cilt lezyonlarının pek çok türünü yok eder veya azaltır. Uygulama boyunca hasta herhangi bir ağrı ya da acı hissetmez. Tedavi sonrasında, termal ısınmanın da bir sonucu olarak lezyonlarda koyulaşma görülebilir. Lezyonun renginin açılması bir iki ay içinde gerçekleşecektir.
İyi huylu lekelerin yok edilmesi lezyonlarda yer alan melanin pigmentinin ısınması yoluyla olur. Melanin pigmenti ısıyı bu noktalara ileterek onların hasar görmesine neden olur ve bu dokular fagositoz (hücre yutumu) veya normal hücre yenilenmeleri sonucunda ortadan kaldırılır. Tedavi edilen en yaygın pigmentli lezyonlar güneş lekeleridir.

Krono-Yaşlanma
Doğal yaşlanma sürecinin yanında güneş etkisi ve kirlilik gibi faktörler cildin yapısında ve işlevinde bozulmaların meydana gelmesine sebep olur. Bu durumun en belirgin kanıtı üst deri ile üst papiller dermis seviyesinde yumuşak dokunun esnekliğini kaybetmesidir. Ciltte çizgiler meydana gelir, deride kılcal damar genişlemeleri, kırışıklık ve koyu leke oluşumları görülebilir. Ciltteki kırışıklık ve foto yaşlanma (çevresel etkilere ve özellikle uzun yıllar güneşe maruz kalma sonucu gelişen yaşlanma süreci)şiddetini doğru bir şekilde ölçmek için “Glogau sınıflaması” geliştirilmiştir. Bu sistem uygulayıcıların foto yaşlanma tedavilerinde en uygun yöntemi seçmelerine olanak sağlar.
Kolajenlerin sıkıştırılmasını sağlamak ve yeni kolajen üretimine olanak sunmak için alt derinin seçici bir şekilde lazer ışınları tarafından ısıtılması aynı zamanda krono-yaşlanma tedavisini de içine alır. Üst deride meydana gelebilecek yan etkiler için gereken her türlü önlem alınmalıdır.

Ablatif ve Non-Ablatif Cilt Gençleştirme
Estetik operasyonlar ile cilt gençleştirme ve yüz germe uygulamalarının estetik sonuçları mükemmeldir. Ancak bu yöntemler; uygulama sonrasında iyileşme süresinin uzun olması ile sosyal hayatın kısıtlanmasını, bazı komplikasyonları ve yüksek maliyetleri de getirmektedir.
Bu amaçla ameliyatsız yöntemler günümüzde daha fazla tercih edilmektedir.
Non-Ablatif cilt gençleştirmede amaç deride epidermisi koruyacak şekilde dermisi oluşturan elemanlarda olumlu histolojik değişimler yaratarak dermis volümünün arttırılmasını amaçlamaktadır. Bu “Subsurface remodeling” yani deri altında derinin tekrar yapılandırılması olarak ta düşünülebilir. Dermiste yeniden yapılandırma için ısı enerjisi kullanılmaktadır. Isı enerjisi kaynağı olarak ta lazer, ışık, radyo-frekans-RF, ses dalgaları-US yada mikrodalgalar kullanılmaktadır. Deride yaratılan 45C den düşük ısılar küçük histolojik değişikliklere neden olmaktadır. 45–48C arasında ısılar ise dermal kollajen yapımını uyarmakta buda istenilen klinik düzelmeleri sağlamaktadır. 48C den yüksek ısılarda epidermal /dermal birleşmede ayrılmalar ve buna bağlı olarak yanık ve su toplamaları olmaktadır. Dermiste 70C ısı kollajenin parçalanmasına neden olmaktadır.42C yüzeyel bir ısı ölçümü dermal 45-47C karşılık gelmekte.
Non-Ablatif lazer uygulamaları deri yapısında olumlu değişimleri, ince kırışıklıkların giderilmesini derin kırışıklıkların hafifletilmesini, derinin yüzeyel düzensizliklerinin giderilmesini, pigmentasyon problemlerinin ortadan kaldırılmasını, deride istenmeyen kızarıklıkların – eritemin ve kılcal damarların – telenjektazilerin tedavisini hedeflemektedir.